Sürdürülebilirliğin ve başarının her geçen gün daha zorlaştığı bu dönemde yenilikçi, çözüm odaklı ve hızlı olmak, müşteri gereksinimlerini tam anlamı ile karşılayabilmek için geçmiş bilgi birikimi ve kurumsal hafızaya her zamankinden daha çok ihtiyaç duyuyoruz.

Gelişim sürecini tamamlayamayan ülkelerde olduğu gibi ülkemizin Bursa ve benzer bölgelerinde kurucularının bilgi birikimi ve kurumsal hafızası ile ayakta duran, kurucularındaki kurumsal hafızayı ve bilgi birikimini gelecek nesillere aktaramayan ve bu vesile ile geleceğini kurucuların yaşam süresine endeksleyen birçok işletme bulunmakta.

İşletmelerdeki karar destek sistemlerinin kurumsal hafıza ihtiyacını doğru, eksiksiz, güvenilir ve hızlı bir şekilde karşılamak için Kurumsal yönetim yazılımları olan ERP sistemleri devreye girmekte. ERP sistemleri 20 yıldan fazla süredir iş hayatının gündeminde ancak bugün ERP sistemlerine ihtiyaç daha fazla. Bunla birlikte ERP’lerden beklentiler de değişti ve farklılaştı. Artık daha esnek daha dinamik ve daha kullanımı kolay ERP’lere ihtiyaç duyulmakta.

SAP Business One, SAP’nin ERP pazarındaki deneyimlerinin bir ürünü olarak kendini geleceğe taşımak isteyen, esnek ve dinamik bir yönetim anlayışı olan işletmeler için geliştirmiş olduğu bir ERP yazılımdır.

SAP Business One, işletmenizin büyüme yolculuğunda size yol arkadaşı olacak birERP yazılımıdır. SAP Business One, işletmenize ait tüm bilgileri, ölçeklenebilir bir sistemde tutmanızı sağlar.

SAP Business One, entegre iş zekası yardımı ile kara destek mekanizmalarınızı sürekli besler.

SAP Business One, kullanıcı dostu ekranları zaman kaybı olmadan doğru ve verimli bir şekilde yönetmenizi sağlar. Her yerden kolay erişilebilir mobil uygulaması ile tüm işlemlerin zamanında yapılmasına olanak sağlar.

SAP Business One, verilerinizin emniyette olduğu bilinciyle işinize ve müşteri ilişkilerinize odaklanmanızı sağlar.

Yazar:

Şahin BİNGÖL

Stratum Genel Müdürü

Artan rekabet koşullarına, teknolojik gelişimlere, sürekli olarak yükselen pazar beklentilerine hızla cevap verebilmek için kurumların sürekli olarak kendilerini, organizasyonlarını, yapılarını, ürünlerini yenilemeleri gerekmektedir. Gelişimin bu hızlı döngüsü ise değişimin gerekliliğini sürekli kılmaktadır.

Değişim projelerin hedeflenen sonuçlara ulaşmasında en önemli etkenlerin başında insan gelir. Başlatılan projeler bireylerin işlerini nasıl gerçekleştirdiğini, işteki rollerini, iş akışlarını, raporlama yapılarını, kişilerin davranışlarını ve hatta kişilerin kurum içindeki kimliklerine kadar etki eder. Bu etkinin olası sonuçlarına karşı doğal bir direnç oluşur. Aslında değişim yönetimi beklenen bu direncin mevcut projenin faydasını artırmak için planlanması, yapılandırılması ve uygulanmasıdır. Kısaca değişim yönetimi planlanan projelere sadece teknik açıdan bakmayı aşarak insanı da işin içine katmaktır. Birçok insan, yeni devreye alınacak projelerde ya da teknolojik bir yenilik uygulandığında bu gelişimin işyerini ele geçireceğinden, işyerindeki gücünün azalacağından hatta işini kaybedeceği düşüncesi ile kaygılanır. Değişim yönetimi, bu gerginliği hafifletmeye ve sorunsuz bir geçiş oluşturmayı sağlar. Değişim yönetimi, çalışanlarla doğru iletişim kurmayı sağlayarak, onlara neden değişimin gerçekleştiğini ve nihayetinde nasıl fayda sağlayacağını anlatır. Çalışanların her türlü gelişmede haberdar ederek, geçişi kolaylaştırmaya ve zamanı kısaltmaya yardımcı olur.

Çalışanların değişimi daha iyi anlamalarına yardımcı olarak, daha açık fikirli ve değişime açık bir kurum kültürü yaratır.
Değişim yönetimi ile yaratılan yeni kurum kültürü zamanla, çalışanların kurumdaki güvenini ve üst yönetimin aldığı kararlara olan desteğini artıracaktır. Değişim yönetimi, insanların iş yapış şekillerini değiştirmelerine yardımcı olmaya odaklanarak onların projenin başarısına olan etkisini maksimum seviyede karşılanmasını sağlar.

Günümüzde organizasyonlar, her zamankinden daha hızlı, daha karmaşık, daha birbirine bağlı ve daha çapraz işlev değişimi ile karşı karşıyalar. Birden fazla değişiklikle beklenen sonuçları elde edebilmek, bir kuruluşun stratejik vizyonunu gerçekleştirmesine olanak tanır. Değişim yönetiminin uygulanması, kuruluşların her değişiklikten daha etkili sonuçlar elde etmesine ve kuruluşun bir kerede daha fazla değişikliği ele alma kapasitesini artıran yetkinlikler oluşturmasına sağlar.

Sürekli değişen bir dünyada gelişmek için Değişim Yönetimne ihtiyacımız var.

Değişim yönetimi alanında uzman olan Prosci geliştirdiği metodoloji ile firmaların karşılaştıkları değişim sürecinipürüzsüz bir şekilde yönetimini sağlamaktadır. Bu metodoloji çerçevesinde değişimin başarısını somut verilerle ölçerek kurumların önlerini görmelerine destek olmaktadır.

Yazar: Aslıhan SADIKOĞLU KORNOŞOR 

STRATUM YÖNETİCİ ORTAK

İletişim becerileri yüksek, düşünme ve karar alma mekanizmaları gelişmiş, olaylara stratejik bakabilen yetenekler yetiştirebilmek için yüzlerce kurum bize danışıyor.

Aynı şey liderlik becerileri için de geçerli… Kendini, süreçleri, ekibi yönetmek her ne farklı başlıkla olsa da, tüm liderlik programlarının sıklıkla talep edilen içeriklerini oluşturuyor.

Bu konular iş dünyası ve insan kaynakları tarafından keşfedilmiş alanlar. Henüz nispeten keşfedilmemiş bakir alan ise tecrübelerime göre Takımlar.

Oysa yüksek performanslı takımlar tam da rekabet avantajının ve performansın gizli kaynağını oluşturuyor.

Takım üyeleri arasında ilişkinin sözde ‘’çok iyi’’ olduğu, öte taraftan birbirlerini kırma endişesi ile konular üstünde çatışmaktan kaçınan, bu sebeple de iş sonuçlarında vasata razı gelinen bir takıma, etkili bir takım demek ne kadar mümkün?

Ya da zayıf yönlerini birbirine açmaktan kaçınan, bu nedenle bahanelerin ya da çevresel faktörlerin arkasına saklanmayı tercih eden takımlarda güvenden ne ölçüde bahsedilebilir?

Birbirlerinin performanslarından haberi olmayan bir ekibin, bölüm hedeflerini tutturması ne kadar gerçekçi?

Takımların etkili performans sergilemelerinin önündeki engelleri teşhis etmek , tedaviye başlamadan önce atılması gereken bir adım.

Bunu yaparken de, odak noktasını, takımı oluşturan bireylerden, bir bütün olarak  takımın kendisine çevirmek önemli bir başarı kriteri oluyor.

Takımlardaki 5 işlevsel bozukluğu, basit ama bir o kadar da etkili bir modelle tanımlamak mümkün.

PatrickLencioni 500 Forbes Organizasyonu’nun bir çoğu ile yaptığı takım çalışmalarında bu modelle sonuç almakta.

Model, ana fikir olarak takımlarda sıklıkla görülen 5 işlevsel bozukluğa odaklanıyor ve takımın 5 farklı başlıkta mevcut durumunu tespit ediyor. Sonrasında ise yapılandırılmış bir reçete ile de tedavi yöntemleri öneriyor.

 Model ana fikir olarak ekip üyelerinin

  • Birbirlerinin önünde küçük düşme endişesi taşıdıkları durumlarda güven sorunu yaşayacaklarını,
  • Çatışmaktan kaçınarak, fikirlerini net olarak ortaya koymaya gönüllü olmayacaklarını,
  • Alınan kararları benimsemeyeceklerini, sorumluk almayacaklarını, ve kararların gerçekleştirilmesi için taahhüt altına girmek istemeyeceklerini,
  • Uygulama aşamasında sonuçlardan birbirlerini sorumlu tutmayacaklarını, bunun yöneticinin sorumluluğu altında olduğunu düşüneceklerini
  • Nihayetinde büyük resimdeki iş sonuçlarına kayıtsız kalacaklarını söylüyor.

Takımların yaşadığı bu fonksiyon bozuklukları, günlük hayatta karşımıza sıklıkla verimsizlik, zaman kaybı, günü kurtarma çabası gibi farklı sonuçlarla çıkıyor.

Belirtiler yerine kök nedeni tespit etmek ve onun üstüne çalışmak kuşkusuz yüz güldüren sonuçlar veriyor.

Takımlarınızın gizli gücünü ortaya çıkarmanız dileğiyle…

Dilek FAKA

Dale Carnegie Akademi Genel Müdürü